October 28, 2010

Kısa Kısa yada Uzun Uzun


Kayseri deplasman mağlubiyeti artık bardağın taşmasına sebebiyet verebilecek son damlalardan biri oldu. Her ne kadar sakatlıklarla boğuşan takımda mecburiyetten Nihat gibi neredeyse takımı sabote eden bir futbolcu ile oynama zorunda kalsakda, Kayseri'nin de önemli eksikleri vardı ve bunun bilincinde olarak, hadlerine göre oynayarak bizi yendiler. Sezon başından beri ilk kez Schuster'e katılmadığımı belirtmek zorundayım; beraberlik bizim hakkımız değildi. Onur'un, Rüştü'nün maç eksiklikleri göze çarpsada ilerisi için gayet umut saçtılar. Özellikle Guti'nin oyuna girmesinden sonra risk alan taraf biz olduk ve Kayseride zamanlama olarak bizim için şanssız onlar için şanslı bir şekilde uzatmalarda atılan bir golle kaybettik. Maçtaki tek güzelliğin deplasman tribünü olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Alınacak dersler kadar düzelecek sakatlarda var be abi!

**************

Mersin İdman Yurdu ile oynanan maç ise bu yenilgi furyasını sona erdirmek için ayağımıza kadar gelen bulunmaz bir fırsat oldu. Buna rağmen, gerek şanssızlık, gerek beceriksizlik, gerekse ard arda gelen mağlubiyetlerin oyuncular üzerinde oluşturduğu baskı ve yanlış pas tercihleri sonucunda, beklenen gol ve fark bir türlü normal süre içinde elde edilemedi. Buna rağmen ben geliyorum diyen gol, şeytanın bacağının kırıldığı bir dakikada Guti tarafından geldi ve perdeyi Bobo kapattı. Bu maçın sevindirici yanı Onur ve Necip'in oyuna dahil olduktan sonra diğer bir genç İsmail ile ortaya koydukları performansın baya göz doldurmasıydı. Ayrıca Ersan baya güzel bir görüntü çizdi. Bir de Rıdvanı monte edebilsek şu takıma, hem Hilbert rahatlasa, hemde biz rahatlasak... Bu maçta kendilerine muhakkak fırsat verileceğinin farkında olan Holosko ve Yusuf'un performans düşüklüğü düşündürücü olsada pazar günü dinlenmiş bir Ernst'in kadroya geri döneceğini umut ederek ilerisi için biraz olsun ferahlamış görünüyoruz. Artık lamı cimi yok, galatasaray maçına kadar kayıpsız atlatmamız gereken bir döneme girdik. Ki o derbi maçı belkide sene sonuna etki edecek en önemli maç olacak. Yeterki o zamana kadar hem sakatlarımız tamamen iyileşsin, hemde oyuncuların form durumları düzelsin.

**************

Artık iki tyane Alen abimiz oldu, ama bir tanesinin isminde iki "l" var... Başkan buralara kadar gelmiş, yarında sözleşme imzalanacakmış ama inatla imza töreninin nerede olduğu yazmıyor hiç bir yerde. Tamda öğle tatiline denk gelen bu töreni takip etme fırsatına erişebilmek isterdim. Belli olmaz belki yarına kadar nerede olduğunu öğrenip gidebilirim. Bu benim basket ile olan ilgimi arttıracak mı? Çok sanmıyorum, ama klüp olarak ve bulunduğum ülke olarak beni çok ilgilendirdiği kesin. Bu zamana kadar ne yalan söyliyeyim Türkiye ve futbol konuşulduğunda Beşiktaş dedim mi suratıma boş boş bakan pek çok gavurun beynine Beşiktaş isminin kazınacak olması ve buna imkan sağlayan yöneticilerimize şükranlarımızı sunarız. Yiğidi öldürelim, hakkını da verelim. Pek çok seyi yarım yamalak ve yanlış yapsalarda, ve geçmişteki pek çok hatalarını kendi çapımızda affetmeyecek olsakda, şu yapılan transferi alkışlamamak için dünyaya tam bir at gözlüğü ile bakmak gerekir sanırım. Iverson, takıma faydalı olur, yada olmaz, demirören gündem degiştiriyordur yada değil bunlar tartışılabilecek çeşitli konulardır. Yanlız ortadaki tek gerçek, bir efsanenin artık Beşiktaş forması giyeceğidir. Tebrikler yönetim...

**************

Sivas maçı öncesine gelecek olursak, inşallah Schuster Dayı yine rotasyon uğruna Nihatla, Holosko ile maça başlamaz. Bana sorulacak olursa, ki sorulmuyor ama ben yinede yazacağım, geride zapo ile ersan sol bekte üzülmez, sağbekte rıdvan, önlerinde Ernst ve Necip, sol açıkta köybaşı, sağ açıkta hilbert, pek tabiki Guti ve Bobo ile takımı tamamlardım. Kanatlarda birbirlerine yardımcı olacağını düşündüğüm Rıdvan ile Hilbert ve Üzülmez ile Köybaşı sayesinde kenarlardan arka tarafa adam kaçırma hastalığınada son vermiş olur ve kanatlardan yapılacak bindirmelerde de daha yırtıcı bir kimliğe bürünebileceğimizi düşünüyorum. Oyunun ilerleyen bölümlerinde, öne geçildiği takdirde, Bobo'nun yerine Holoskonun direk forvet mevkisine, yani kendi sevdiği bölgeye alınması ile hem moralinin yerine geleceğini hemde Bobo'nun Porto deplasmanı öncesi dinlendirilebileceğini öngörüyorum. Buda çok otoriter bir cümle oldu şimdi... Yinede en iyisini Schuster hoca bilir diyelim ve Atom Karınca'nın Manisaya elenmelerinden sonra bize bir sürpriz yapmaması dileği ile Sivas maçını bekleyelim...

**************

Son olarak herkesin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. 87 sene olmuş, bunun 13 senesini Gurbette geçiren birisi olarak elimizdekinin kıymetini bilmeliyiz diyorum.

**************

Elimizdekinin kıymeti demişken, şu yağmurlu günde takımı yanlız bırakmayan az sayıda gerçek taraftara, -Gerek Beşiktaşlı, gerekse Mersinlilere- Helal Olsun! demekten başka bir şey söyleyemiyorum... Onlar ellerindeki hazinenin kıymetini bilen taraftarlar. Mecburi haller dışında, evlerinde oturup Çakma Ahmet ile Borazan Toroğlu'nu dinlemeyi yeğleyenler ise şapkalarını önlerine koyup bir düşünmeliler. İyi günde, kötü günde ha? Yağmurlu bir günde ha? İngilterede küme düşmesi kesinleşmiş takımların son maçları dahil kapalı gişe oynanıyorken, bizdeki durum çok vahim bir hale doğru gidiyor... Her ne kadar bu sezon geçtiğimiz sezonlara nazaran kombine ve bilet satışları açısında çok iyi bir seviyede gidiyor gibi gözüksede, gelen seyircinin yıldız transferine geldiği apaçık ortada. Sanırım bizde fazla rahatın batmaya başladığı bir camia olma yolunda ilerliyoruz, sonumuz hayrola...

0 comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...